I love you google!...
Allah’u Teala bir ayette şöyle buyurmaktadır “ Sizin en faziletli olanınız Allah’tan en çok korkanınızdır”. Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam, Allah’a karşı e takvalı olandır.
Takvanın yeri kalptir. Kalp, bütün vücudun amiridir, sultanıdır. Eğer kalp takvalı olursa diğer organlarda ona tabi olur.
Kalp ilgili en önemli farz Allah’a ve ondan gelenlere iman etmek, Peygamberimize ve ondan gelenlere iman etmektir.
Allah’a iman etmek demek tereddüt olmaksızın yalnız Allah’ın ibadete müstahak (layık) olması ve Allah’ın kemiyet (hacimli) ve keyfiyet olmaksızın var olduğuna iman etmektir. Allah’a iman etmek demek, tereddüt olmaksızın Allah’ın zamandan ve mekândan münezzeh (arınık) olduğuna iman etmek demektir.
İbadet, tezellülün (tazimin) ve huşunun (korku, saygının) en son noktasıdır. Eğer bir kişi “Allah’ım Peygamberimizin yüzü suyu hürmetine beni bağışla” diye dua ederse bu kişi Peygamberimize ibadet etmiş olmaz. Bu kişinin duası tevessüldür. Yani, Allah’a dua ederken Allah nezdinde değerli birisini (Peygamberler, evliyalar, melekler gibi) vesile kılmaktır. Umulur ki o peygamberin vesilesiyle Allah duasını kabul eder.
Bilinmesi gerekir ki tevessül bir sebeptir, duaları kabul eden ve her şeyi yaratan Allah’tır. Tevessülü inkâr eden kişilere deriz ki “şifayı yaratan Allah’tır, o zaman neden doktora gidiyorsun. Muhakkak ki şifayı yaratan Allah’tır ama doktor sebeptir. Doktor ilaç yazar, Allah şifa verirse o kişi iyileşir ama Allah şifa vermezse o kişi tedaviye rağmen iyileşemez.” İşte aynı şekilde Peygamberler, evliyalar, melekler sebeptir. Duaları kabul eden, faydayı ve zararı yaratan Allah’tır.
Allah’a iman etmek demek, Allah’ın varlığının yaratılmışlarına varlığına benzemediğine iman etmek demektir. Yani, Allah’ın hacim ve cisimli olmadığına ve hacimle vasfedilmediğine iman etmek demektir. Allah, hacimleri ve cisimleri yaratandır.
Cisim iki kısımdır. Birincisi somut cisim yani elle tutulabilendir (insan gibi). İkincisi ise soyut cisim (latif) elle tutulamayandır. Latif cisimler de boşlukta bir hacim işgal ederler ( hava, nur, karanlık, rüzgâr gibi). Soyut ve somut cisimlerin hepsini yaratan Allah’tır, Allah bunların hiçbirine benzemez.
Cisimlerin sıfatları vardır. Değişikliğe uğrama, renk, hareket ve sükûn vb. Bazı cisimler sakindir, hareket etmez mesela gökler ve arş gibi. Bazı cisimler sürekli hareketlidir, mesela yıldızlar gibi. Bazı cisimler ise bazen hareket eder bazen dururlar, mesela insanlar, cinler ve hayvanlar gibi.
Hareketi ve sükûneti yaratan Allah’tır. Allah, bazı cisimleri sürekli hareketli olarak yaratmıştır, bazı cisimleri sürekli sakin yaratmıştır, bazı cisimleri de bazen hareketli ve bazen de sakin olarak yaratmıştır. Allah’u Teâla, bunların hiçbirisiyle vasfedilmez. Çünkü her şeyi yaratan O’dur. Yaratan, yarattıklarına benzemez.
Cisimlerin bir diğer sıfatı ise bir mekânda bulunmadır. Mekândan kasıt cisimlerin boşlukta işgal ettiği yerdir. Mesela bir kitabın işgal ettiği hacim bu kitabın mekânıdır. Aynı şekilde soluduğumuz havanında boşlukta işgal ettiği bir hacim vardır.
Tüm hacimlerin muhakkak bir mekânı vardır. Mekânda olan her şey hacimlidir. Allah, hacimli değildir ve mekânı yoktur. Allah hakkında “bir yerdedir” veya “her yerdedir” denmez. Doğru olan söz “Allah, mekânsız olarak mevcuttur”. Allah’u Teâla, eş-Şura suresinde şöyle buyurmuştur “ Allah, hiçbir şeye benzemez”. Bu ayet, Allah’ı yaratılmışlara benzetmekten tenzih eden açık bir ayettir.
Geçmişte, Allah’ı yaratılmışlara benzeten (teşbih eden) bir cemaat çıkmıştır. Bunların adı müşebbihe’dir. Bu müşebbihe fırkası Allah’ın latif bir cisim veya somut bir cisim olduğuna itikat ediyorlardı. Bunlardan bazısı “Allah nurdur” diyordu, bir kısmı “ Allah, yaşlı bir insandır” diyordu, kimisi “Allah, arşa oturuyor” diyordu.
Günümüzde hamdolsun bu mişebbihelerin büyük bir kısmı yokolmuştur, ama hala günümüzde onların uzantıları vardır. Bunların adı “vahhabiler” dir. Vahhabiler, Allah’ın arşa oturduğuna itikat ediyorlar. Oturmak, insanların ve hayvanların sıfatlarındandır. Oturma, üst ve alt parçadan oluşan bir cisim hakkında mümkündür. Ağaç hakkında oturuyor denmez, demek ki oturma azalardan oluşan bir şey hakkında mümkündür. Allah hakkında “oturuyor” diyenler, Allah’ı organlarla vasfetmiş olurlar, Allah’ı hayvanlara ve insanlara benzeterek O’na sövmüş oluyorlar.
Ehlisünnetin (Peygamberimizin ve sahabelerin) itikadı: Allah, kemiyetten (hacimli olmaktan) ve keyfiyetten (cisimlerin sıfatları) münezzehtir.
Etiketler: Allah, Allah kimdir, Allah Varmıdır, Allah'a iman nedir, Allah'ı tanımak, din, iman, İslam, İslam, rabbini tanımak, yaratan, yaşamBenzer Yazılar
We Love Google!...