Allah’ın bu âlemin yaratıcısı olduğunun ispatı
Akla göre bir fiil failsiz olmaz. Muhakkak görmezsek bile bir darbenin vuranı vardır. Küçük bir çocuk otururken birisi gelip arkasından ensesine vurursa çocuk arkasına döner. Çünkü küçük bir çocuk bile bilir ki ona vuran birisi vardır.
Bir yazının muhakkak bir yazarı vardır. Bir yazıya baktığımızda bu yazıyı kimin yazdığını sorarız. “Bu yazıyı meydana getiren ne güzel bir tesadüftür” demeyiz. Biliriz ki bu yazıyı yazan birisi vardır. Çünkü yazarı görmezsek bile, bu yazının varlığı yazarının varlığına delalet (işaret) eder.
Bir binanın da muhakkak bir ustası vardır. Her ne kadar ustasını görmezsek de biliriz ki bu bina bir usta tarafından yapılmıştır.
Muhakkak bu âlemin bir yaratıcısı vardır (her ne kadar yaratanı görmezsek de). O’da tüm eksik sıfatlardan münezzeh olan Allah-u Teala’dır. Allah; hacimsiz, şekilsiz, mekansız, yönsüz olarak mevcuttur. Çünkü hacim, şekil, mekanda bulunma, yönlü olma yaratılmışların sıfatıdır.
Bir okulda bir ateist öğretmen vardı. Görmediği bir şeye inanmıyordu. Sınıfta bulunan öğrencilere tahtayı işaret ederek “tahtayı görüyor musunuz?” dedi. Öğrenciler “evet” dedi. Öğretmen “o zaman tahta vardır” dedi. “Silgiyi görüyor musunuz?” dedi. Öğrenciler “evet” dedi. Öğretmen “o zaman silgi vardır” dedi. Öğretmen “Allah’ı görüyor musunuz?” dedi. Öğrenciler “hayır” dedi. Öğretmen “o zaman Allah yoktur” dedi. Öğrencilerden birisi kalktı ve öğrencilere “Tahtayı ve silgiyi görüyor musunuz?” öğrenciler “evet” dedi. Öğretmen, o öğrencinin sorularına sevindi ve kendi görüşünü desteklediğini sandı. Öğrenci “öğretmendeki aklı görüyor musunuz” dedi. Öğrenciler “hayır” dediler. Öğrenci “ o zaman öğretmen akılsızdır” dedi. Öğretmen sustu.
Bizler aklı göremeyiz. Çünkü akıl bir sıfattır. Akl-ı Selim: İnsanda, iyiyi kötüden ayıran bir sıfattır. O öğretmenin aklı vardır, ama selim değil bozuk (kötü) bir akıldır.
Akıl bir sıfattır çünkü deli olan kişide beyin vardır, ama akıl yoktur. Yani akıl elle tutulan ve gözle görülen bir şey değildir.
Bir ateist “ben Allah’ı görmeden inanmam” derse ona şöyle cevaplar veririz:
Ona deriz ki” Annen seni doğurduğunda gördün mü? Belki annen seni çöpten getirdi, nereden biliyorsun? “Birisi onun gözüne bir şiş batırsa, ona “acıyı kör olmayan diğer gözünle gördün mü?” diye sorarız. O acıyı görmese bile varlığını hisseder. Birisi ona tokat atarsa gözüyle acıyı görmez. Ona deriz ki “demek ki görmediğin bir şeyin varlığına inandın”
Ona deriz ki “Kendi içinde olan ruhu görüyor musun?” “eğer ruhun varlığını inkâr edersen demek ki kendini bir tahta parçası gibi görüyorsun, çünkü tahtanın ruhu yoktur” deriz.
Ona deriz ki “aklını görüyor musun?” O’da “evet” derse “yalan söylüyorsun” deriz. Çünkü akılla beyin arasında fark vardır. Koyunda beyin vardır ama akıl yoktur. Akıl: insanda bulunan iyi kötüden ayıran bir sıfattır. O kişi aklın varlığını inkâr ederse demek ki o delidir. Deliyle de bizim bir işimiz olmaz.
Ona “sesi görüyor musun” deriz.
Ona “annenin annen olduğunu, babanın baban olduğunu nereden biliyor musun?” “babanın menisini (spermini) gördün mü?”
Sonuç olarak ateistler akli delilleri inkâr ediyorlar, onların akılları bozuktur, eksiktir.
Bazı insanlar “bu âlemi Buda yaratmıştır” , “bu âlemi Güneş yaratmıştır” vb. derler. Bunlara cevap olarak:
KURAL: BİR ŞEYE HÂSIL OLAN BİR ŞEY, ONUN BENZERİNDE DE HÂSIL OLUR”
Örnek olarak iki camı olan bir pencereyi ele alalım. Birinci cama taş atarsak o cam kırılır. Henüz kırılmayan ikinci cama da aynı taşı atsaydık o da kırılırdı. Çünkü ikisi de birbirinin benzeridir.
Örnek olarak iki insanı ele alacak olursak A şahsı hakkında hâsıl olan şeyler (ölüm, hastalık, yorgunluk, açlık, zayıflık, unutma, tembellik, acizlik) B şahsında da hâsıl olur. Çünkü A şahsı B şahsına benzer.
Eğer hâşâ Allah, bizlere benzeseydi bize hâsıl olan şeyler O’nda da hâsıl olurdu. Bunlar ise Allah hakkında imkânsızdır.
Eğer hâşâ Allah, hayvanlara veya cansız maddelere benzeseydi onlara hâsıl olan şeyler O’nda da hâsıl olurdu.
Sonuç olarak, Allah yaratılmışlara benzemez. Yaratılmışlar acizdir. Allah ise aciz olmaktan münezzehtir (arınıktır).
Fayda: İmam Şafii, dut yaprağını örnek vermiştir. Bir ağaçtaki yaprakları; ipek böceğine, koyuna, arıya, gazele ve başka hayvanlara yedirirsek
Allah’ın takdiriyle
Koyundan: kan, et, damar, sinir arasından içenlere lezzet veren süte
Arıdan: İnsanlara şifa olan bala
Gazelden: Kokusu çok değerli olan Miske
İpek böceğinden: Çok değerli olan ipeğe
Bazı hayvanlardan ise dışkıya dönüşür.
Bu yazı bana mail atan Velid Yeşilyurt’a teşekkür ederim..
Etiketler: Allah, Allah Varmıdır, iman, İslam, İslam, yaşamBenzer Yazılar
We Love Google!...